BLOG


26 Temmuz 2019


“Eğer bir kelebeği sevebiliyorsak, tırtıllara da değer vermemiz gerekir.” Saint Exupery

Küçük Prens’in yazarı Saint Exupery’nin bu sözü, bunu okuyan herkesi derinden etkiler. Benzer etkiyi yaratacak ilginç bir hayat hikayesi de Google’ın efsane İK yöneticisi Laszlo Bock’a ait.

Laszlo’nun ilginç bir kariyer öyküsü var; 14 yaşında iken çalışmaya başlar; okuduğu lisenin yaz okulunda münazara bölümüne seçilir ve tam bir yıl sonra aynı bölümde dersleri kendisi vermeye başlar. Sonraki yılları ise, bir fast-food zincirinde, bir restoranda ve bir kütüphanede çalışarak geçer. Kaliforniya’da lise öğrencilerine ders verir, ardından Japonya’da ilkokul öğrencilerine İngilizce öğretir. Profesyonel çalışma hayatına atılması da yine okuduğu lisenin havuzunda Cankurtaran olarak çalışması ile başlar. Hatta ardından TV’de ünlü olan bir dizide (“Baywatch-Sahil Güvenlik”) sahnenin arkasından yürüyerek geçen bir adamı oynar. Arada kâr amacı gütmeyen kurumlarda bile çalışır.

Bir rastlantı eseri Danışmanlık alanına geçiş yapar; burada insan kaynaklarının ruhsuz bir alan olduğunu gözlemler ve MBA yapmaya karar verir. Birkaç yıl sonra ise, McKinsey & Company’e katıldığında, insan ilişkilerinden oldukça uzak bir dünya ile tanışır; teknoloji firmalarına satışları ve kullanıcı sayılarını artırmaları ve organizasyonu büyütmeleri için danışmanlık yapar. Uzun yıllar, hem mavi-yaka hem beyaz-yakalı işlerde çalışır. Liseyi bitirmemiş yöneticileri de olur, PhD’si olan yöneticileri de. Tek amacı dünyayı değiştirmek olan çalışma ortamında da bulunur, patrona daha fazla para kazandırmanın tek amaç olduğu ortamlarda da çalışır. Nereye baksa, insanlara ‘daha iyi’ davranılmadığını, gereken değerin verilmediğini fark eder. Laszlo’ya göre, sanki insanlar çalışmaktan başka hiçbir şey yapmamaktadır. Çalışmanın, en iyi işverenlerin yanında dahi, demotive edici ve insanlık dışı olabildiği gerçeğine şiddetle karşı çıkar.

Laszlo, tam da bu nedenle, tüm şirketlerin insanlara nasıl davranması gerektiği konusunda bir yankı uyandırmayı tercih eder ve İnsan Kaynakları alanına yönelir. Etrafındaki herkes bunun profesyonel bir intihar olacağını söylese de Laszlo ödevini yapmıştır; eski McKinsey çalışanlarının yer aldığı veri tabanındaki beş binden fazla insanın sadece yüz tanesinin insan kaynakları alanında çalıştığını ve bunların neredeyse hepsinin de başka firmalar ve işe alımcılara danışmanlık yaptığını bilmektedir. Eğitimine ve kariyer geçmişine güvendiği için, insan kaynakları alanında büyük fark yaratabileceğine, hatta alışagelmişin dışında sonuçlar üretebileceğine inanır.

General Electric ve Pepsi’yi hedefine alır; iki firmada İnsan Kaynakları’nda çalışan toplam 8 kişiye ulaşmaya çalışır, ancak yalnızca GE’den bir kişiden dönüş alır. 6 haftanın sonunda, Ücret ve Yan Haklar Yöneticisi olarak GE’ye katılır. Vaktinin yarısından çoğunu insana ayıran bir Genel Müdür’ün olduğu firmada, İK Direktörü’nün de desteği ile, insana verilen değerin tam da ortasında, kendi başarılarına da imza atmayı başarır. Bir sonraki durağı Google, kariyerinin zirvesi olacaktır…

Laszlo, odağında daima insanı ve insana verilen değeri tutuyor. Varılacak yol neresi olursa olsun, kaptan da yolcu da insan olduğu sürece, yolculuğun baş misafirinin insan olduğunu unutmayalım 😊

Kaynak:

INSIGHTS FROM INSIDE GOOGLE

WORK RULES

ShareShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someone
Leave a reply

Back to top