BLOG


17 Temmuz 2020


“All learning has an emotional base” – Plato

Bazı kişiler akademik öğrenmenin, kişinin duyguları veya sosyal çevresi ile pek de bir ilgisi olmadığını düşünse de nörobilim bize tam tersini söylüyor.

Daniel Goleman, duygusal zekanın sanıldığı gibi sadece soyut değil, aynı zamanda nöropsikolojik ve fizyolojik boyutları olduğunu ortaya koymuştur. Çünkü beynin duygusal merkezleri, bilişsel öğrenmede (cognitive learning) rol oynayan nörokortikal alanlarla iç içedir.*

Örneğin, bir öğrenci negatif bir duyguya kapıldığında, öğrenme merkezleri geçici olarak engellenir çünkü kişinin dikkati, içinde bulunduğu sorunla meşgul olur. “Dikkat” sınırlı bir kapasiteye sahip olduğu için, kişinin eğitmeni duyması, okuduğunu anlaması veya hatırlaması pek mümkün olmaz. Kısacası, duygular ve öğrenme arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Sosyal ve duygusal beceriler bilişsel gelişim (cognitive development) ile yakından ilişkilidir.*

Bu nedenle, problem çözme, stres yönetimi, motivasyon gibi konularda kendimizi geliştirmek, oluşabilecek negatif duygularla baş etmemizi sağlarken öğrenmenin ve verimli bir hayatın önündeki engelleri de kaldırmamıza yardımcı olur.

Kaynak*: Daniel Goleman – Emotional and Social Learning

 

#emotional #social #learning #emotion #öğrenme #duygusal #sosyal #dikkat #attention

ShareShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someone
Leave a reply

Back to top